❤️

Sevgili Yaseminim

Sana seni, kendimi ve sevdamızı anlatmak için...

Öncelikle balıklarımızı kaybettiğimiz için çok üzgünüm. Onları kaybetmek içimi burktu ama bana bir şeyi bir kez daha hatırlattı: Hayatta bazı şeyler kaybedildiğinde yerine yenisi konulabiliyor. Fakat birbirimizi kaybettiğimiz zaman birbirimizin yerini dolduramayacağız. Çünkü ikimiz de birbirimizin yerine geçebilecek insanlar değiliz. Bunun bilinciyle başlıyorum sana seni, kendimi ve sevdamızı anlatmaya...

Seni sevmek benim için bir kumar gibi başladı. Biliyorsun, keskin çizgilerim ve net kararlarım daima ön plandaydı. Fakat seni sevdikçe, seninle vakit geçirdikçe anladım ki sen benim kumarım değilsin. Sen benim sevdam oldun.

Seninle geçirdiğim her gün benim için yeni bir şeyin temeli gibi hissettirdi. Her güne yeni bir ben olarak uyanıyordum. Bunu ben istedim. Değişmeyi senin için istedim. Çünkü senin buna, bizim sevdamızın da buna değdiğine inandım.

Seni ilk gördüğüm an “benim olmalı” diye düşündüm. Gözlerindeki o büyü beni adeta içine hapsetmiş, hipnotize etmiş gibiydi. Teninin parıltısı, ses tonunun ahengi beni içine çeken bir girdap gibiydi. Ancak o günlerde hayatında başka biri vardı. Bütün bu büyüye teslim olmadan mantığımı devreye sokup kendimi geri çektim. Ama sanki içimde bir his, seninle yollarımızın bir gün yeniden kesişeceğini kulağıma fısıldamıştı.

Ben hiç tesadüflere inanan biri değildim. Geçmişe dönüp baktığımda anlıyorum ki kola şişesi, tweetlerim, başkasını kıskandırmak için seninle çektirdiğim fotoğraf bile tesadüf değilmiş. Meğer kader bizi birbirimize ilmek ilmek işliyormuş.

Arkandan çok düşündüm. “Benim olsa şöyle olsa, böyle olsa...” diye seninle hayaller kurdum. Duygusal, karmaşık, heyecanlı hayaller... Kendimi teninde hayal ettim; tenine karışmayı, sana dokunmayı... Hayalin bile beni tatmin etmişti. Çünkü senin tenin benim için yuvaydı. Ateşti. Ait olmuşluktu. Göz alıcıydı, can yakıcıydı. Senin teninin hayalinde kaybolmuştum; oysa daha sonra gerçekliğinde kaybolacaktım.

Merhametli kalbin beni çok düşündürdü. Kimi zaman bunu bir hata, bir zayıflık olarak gördüm. Kimi zaman beni üzsen bile o yufka yüreğine sarılmayı tercih ettim. Merhametine güvendim, sana ve tenine sığındım.

Huyun, suyun bana uymadığını düşündüğüm zamanlarda bile kötüyü değil, iyiyi görmeye çalıştım. “Nasıl yapabiliriz, nasıl düzeltebiliriz?” diye düşündüm. Belki bunları bazen öfkeyle, kırarak, dökerek yaptım. Bunun için çok özür dilerim. Ama inan, daima iyiyi yapmaya çalıştım.

Emin ol, bana seni üzmek yeryüzündeki savunmasız bir bebeğe zarar vermek gibi hissettirdi. Çünkü sana karşı içimde tarif edemediğim bir koruma duygusu vardı. Seni korumak, kollamak, sarıp sarmalamak istedim. Bazen kendimle çok savaştım. Aklımdan “Bırak, ne hali varsa görsün, ne yapacaksın?” dediğim zamanlar oldu. Kalbim ise “O senin için değerli, savunmasız ve ürkek; onu koru.” dedi.

Seni öyle bir benimsedim ki seni bulduğumda duvar dibine sinmiş, yağmurda ıslanmış, üstü başı tozlanmış, yaralanmış ürkek bir kedi yavrusu gibiydin gözümde. Yaralarını sardım, sarmaya çalıştım. Seni temizledim. Seni içime, en içime alıp ısıttım. Ve bunların hiçbirinden bir an bile pişman olmadım.

Çok korktuğum zamanlar oldu. Sana zarar gelecek diye korktum. Fakat seni korumaya çalışırken sana zararı bazen benim verdiğimi fark ettim.

Oysa benim senden istediğim şey birbirimize koşulsuz sevgi, saygı ve güven verebilmekti. Her zorluğa rağmen birbirimizin yanında durabilmekti. Çünkü benim de çok zorlandığım yerler oldu ve ben de sana boyun eğdim, “sevdam” dedim.

Seni sevmek benim için asla hırs ve rekabete dönüşmedi. Seni daima en içten sevgiyle sevdim. Çünkü sen buna değersin. Bana verdiğin hiçbir şeyde art niyet hissettirmedin. Duygularına hayran oldum. Dürüstlüğüne, kalitene, karakterine, bana verdiğin sevgiye ve güvene hayran oldum.

Şu sıralar ayrıyız. Aklım farklı şeyleri, kötü şeyleri görmek isterken kalbim bana hep iyilikleri gösteriyor. Senden de bunu dilerim.

Seni her şeyinle çok seviyorum. Sen olduğun için çok seviyorum. Gözlerine bakıyorum, aklım çıkıyor. Deli oluyorum o gözlere başkasının da bakması düşüncesine. Kokunu başkasının alması bile içimi yakıyor. Çünkü her şeyini bana özel kılmak, sana özel olmak istiyorum.

Tabiri caizse, ayrı geçirdiğimiz çocukluğumuzu yeniden seninle büyüyerek tamamlamak istiyorum.

Benim öfkem bir okyanus, benim öfkem bir uzay boşluğu. Senin merhametin ise o okyanusa akıp onu taşa çevirecek bir lav gibi. Senin merhametin sonsuz, benim öfkem de sonsuz. Ben bunu sana yansıtmamak, seninle birlikte törpülemek için elimden geleni yapmaya hazırım.

Seni çok seviyorum. Senin her zerene hayranım.

Bazen korse taktığında karşıdan gelirken yürüyüşünün değişmesini, böyle paytak paytak penguen gibi yürüyüşünü bile çok seviyorum. Bazen kokun kendine has bir hâl alıyor; tenindeki o ekşi, tuzlu kokuya, özellikle boynundaki o kokuya ve tada bayılıyorum. Kendimi oraya hapsetmek istiyorum.

Seninle her şey özel. Sesini duymadığım bir an bile huzursuz oluyorum. Varlığını bilmek bile beni huzura erdiriyor. Her şeyin benim için çok kıymetli. Dudağından çıkan tek bir kelime bile beni saatlerce düşündürebiliyor.

Ben sana çok aşığım. Yapabileceklerimin bir sınırı yok; yeter ki özsaygımı çiğnetmesin.

Ben bunun bir pazarlığa dönüşmesini istemiyorum. Benim isteklerim belli, seninkiler belli, birbirimize olan sevgimiz belli. Bunu bir yarışa, bir savaşa veya art niyete değil, birlikte ulaşacağımız bir mükemmelliğe çevirelim istiyorum.

Hataları anlamak, hata yapmak kadar önemli bir şey benim için. Ben hatalarımı gördüm, anladım. Senin için düzelteceğim. Çünkü sen buna değersin.

Sen de benim için aynı şeyi istiyorsan, bu sana verdiğim şey aşkımızın bir hatırası olarak kalmasın. Aşkımızın yeni bir versiyonunun başlangıcı olsun.

Seni çok seviyorum.

Sana aitim, bana aitsin. Bunu bir sahiplik olarak değil, birbirimizi her şeye rağmen yeniden seçmek olarak söylüyorum.

Senden öyle kolay vazgeçmiyorum. Çünkü o kalp kırık kalmaya layık değil. O kalp el üstünde tutulmaya layık. O kız çiçek bahçelerinde gezmeye layık. O kız bulutların üzerinde uçuyormuş gibi hissetmeye layık.

Ben bu sevdayı sana kolay oluşturmadım. Onu layık hâle getirmek için elimden geleni yapıyorum. Kendimle verdiğim savaşların çoğunu kazandım. Bunu da kazanacağımıza çok yakınım.

Şu an bir kuyudasın. Ben seni Mısır'a sultan yapmak değil, gönlüme sultan yapmak istiyorum. Bütün kötülükleri, kırgınlıkları ve öfkeleri o kuyuya atmak istiyorum. Daha sonra benim de düştüğüm kuyulardan beni senin kurtaracağına inanıyorum.

Çünkü ben artık bunun tek taraflı bir mücadele olmasını istemiyorum.

Ben düzeltmek istiyorum. Sen düzeltmek istiyorsun. Biz düzeltelim istiyorum.

Seni çok seviyorum.
Her zerresine âşık olduğum, gözleri peri masallarından bile güzel olan kadın...

Her şeyi düzelteceğim.
Her şeyi düzelteceğiz.

Umarım beğenirsin. Umarım sana anlatamadığım şeylerin birazını olsun anlatabilmişimdir.

Seni çok seviyorum, Yaseminim. ❤️